Sammy Mountjoy'un Özgür İradesini Ne Zaman Kaybettiğini Araması
William Golding'in Serbest Düşüş romanı, başarılı ressam Sammy Mountjoy'un kendi yaşamını geriye dönerek sorguladığı kurgusal itiraf biçiminde ilerler. Yoksul bir çocukluk geçiren Sammy zamanla yetenekli bir sanatçıya dönüşür ve eserleri önemli galerilere girer. İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlara esir düştüğünde karanlık bir hücrede psikolojik baskı ve işkence tehdidi altında kalır. Bu deneyim onu hayatında özgür iradesini hangi noktada kaybettiğini düşünmeye iter. Çocukluk, okul, aşk ilişkileri, sanat ve savaş anıları kronolojik olmayan biçimde geri gelir ve Sammy kendisini bugünkü kişiye dönüştüren seçimlerin sorumluluğunu araştırır.
Karanlık Hücreden Çocukluğa Uzanan Sammy Mountjoy İtirafı
Sammy Mountjoy babasını tanımadan ve ekonomik sıkıntılar içinde büyür. Çocukluğunda yaşadığı çevre, okul öğretmenleri ve ilk duygusal deneyimleri onun dünyayı algılama biçimini belirler. Gençliğinde resme yönelir ve zamanla başarılı bir sanatçı olur. Ancak yetişkin Sammy kendisini başarı üzerinden tanımlamakla yetinmez; yaşamında belirli bir noktada ahlaki ve ruhsal yönünü kaybettiğini düşünür.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman kuvvetlerine esir düştüğünde kapatıldığı karanlık hücre bu sorgulamanın en yoğun anıdır. İşkence beklentisi içinde geçmişini zihninde tekrar kurar. Özellikle Beatrice'le ilişkisi, öğretmenleri ve gençlik seçimleri üzerinde durur. Anılar doğrusal ilerlemez; Sammy bir olaydan diğerine geçerek özgür iradenin gerçekten ne zaman kullanılabildiğini ve geçmişte yaptığı hataların bugünkü kişiliğini ne ölçüde belirlediğini anlamaya çalışır.
Sammy Mountjoy
Sammy Mountjoy yoksul çocukluktan tanınmış ressamlığa yükselen ana karakter ve anlatıcıdır. Roman onun geçmişindeki ilişkileri ve savaş esirliği sırasında yaşadığı psikolojik krizi yeniden değerlendirmesiyle ilerler.
Özgür İrade ve Suçluluğu Bir Yaşamöyküsü İçinden Tartışmak İçin
Serbest Düşüş'ün temel sorusu Sammy'nin başarılı olup olmadığı değil, kendi hayatından ne ölçüde sorumlu olduğudur. Geçmişindeki seçimleri yeniden düzenlerken çocukluk koşulları, arzular, korku ve savaş deneyimi arasında hangi noktada özgürlüğünü kaybettiğini arar. Golding doğrusal olmayan anlatımla belleğin olayları sonradan nasıl yeniden anlamlandırdığını gösterir. Varoluşçuluk, suçluluk, özgür irade, travma ve kurgusal otobiyografi biçimiyle ilgilenen okurlar için Sineklerin Tanrısı'ndan çok farklı fakat aynı insan doğası sorularını taşıyan bir romandır.
Geçmişi Hatırlamanın Tarafsız Bir Kayıt Olmaması
Sammy'nin anıları doğrusal ve değişmez biçimde gelmez; kişinin geçmişini bugünkü kimliğini açıklamak amacıyla seçerek ve yeniden yorumlayarak hatırlayabileceğini gösterir.
Okur yorumları
0 yorumHenüz yorum yapılmadı. Bu kitabı okuduysanız ilk değerlendirmeyi siz paylaşın.