Hitler’in Yemeğini Tatmak Zorunda Bırakılan Kadınlar
Kurdun Sofrası, Rosella Postorino’nun İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitler’in karargâhında zehir kontrolü için yemek tatmak zorunda bırakılan kadınlardan esinlenen tarihî romanıdır. Rosa Sauer, bombalanan Berlin’den kaçıp kayınvalidesinin Doğu Prusya’daki köyüne gelir. Kısa süre sonra askerler tarafından diğer kadınlarla birlikte Wolfsschanze’ye götürülür. Her öğün, açlık ile zehirlenme korkusunu aynı sofrada birleştirir.
Rosa’nın Her Öğünde Ölümü Beklediği Günler
Rosa Sauer’in eşi Gregor savaşta Alman ordusuna katılmıştır. Berlin’deki bombardımandan kaçan Rosa, kayınvalidesinin yaşadığı Gross-Partsch köyüne sığınır. Hitler’in gizli karargâhının yakınında yaşadıkları için SS askerleri köydeki kadınları yemek tadıcısı olarak seçer. Rosa ve diğer kadınlar her gün karargâha götürülür, Hitler’e sunulacak yemekleri yer ve zehir belirtisi olup olmadığını görmek için bekletilir.
Savaş dönemindeki kıtlık nedeniyle önlerindeki yemekler bolluk gibi görünür; fakat her lokma ölüm ihtimali taşır. Kadınlar farklı siyasi görüşlere, sınıflara ve aile geçmişlerine sahiptir. Birbirlerine hem rakip hem destek olurlar. Rosa, kocasından haber alamamanın ve Nazi düzeni içinde hayatta kalmaya çalışmanın suçluluğunu taşırken bir SS subayıyla tehlikeli ilişki kurar. Savaş yaklaştıkça karargâhın güvenliği, kadınların yaşamı ve aralarındaki dayanışma parçalanmaya başlar.
İtalyan Yazar Rosella Postorino
Rosella Postorino, İtalyan romancı ve editördür. Le assaggiatrici adlı romanıyla Campiello Ödülü’nü kazanmıştır. Eserlerinde savaş, kadın deneyimi, suçluluk ve hayatta kalmanın ahlaki bedellerini işler.
Rosella Postorino’nun Diğer Eserleri
Yazarın kitapları arasında La stanza di sopra, L’estate che perdemmo Dio, Il corpo docile ve Le assaggiatrici bulunmaktadır.
Rosa ve Zehir Tadıcı Kadınlar
Rosa Sauer, eşini savaşta beklerken Hitler’in yemeklerini tatmaya zorlanan ana karakterdir. Elfriede ve diğer tadıcı kadınlar, farklı korkular ve siyasi görüşlerle aynı sofrayı paylaşır. Gregor, Rosa’nın cephedeki eşidir. SS subayları, kadınların günlük yaşamını ve güvenliğini kontrol eder.
Savaşı Cepheden Değil Zorunlu Bir Sofradan Görmek İçin
Kurdun Sofrası, tarih kitaplarında az yer bulan kadın deneyimlerini, hayatta kalma suçluluğunu ve diktatörlüğün gündelik yaşama müdahalesini okumak isteyenlere hitap eder. Yemek, aynı anda yaşam, lüks ve ölüm tehdidi hâline gelir. Kadınların birbirleriyle kurduğu değişken dayanışma, savaş döneminde ahlaki kararların kolay sınıflandırılamayacağını gösterir.
Hayatta Kalmak İş Birliği Yapmak Anlamına Gelir mi?
Roman, zorla çalıştırılan kişilerin eylemlerini özgür seçimlerle aynı biçimde değerlendirmemek gerektiğini düşündürür. Rosa’nın yaşadığı suçluluk, baskı altındaki insanların hayatta kalma davranışlarının savaş sonrasında nasıl yargılandığını görünür kılar.
Okur yorumları
0 yorumHenüz yorum yapılmadı. Bu kitabı okuduysanız ilk değerlendirmeyi siz paylaşın.