Fetih Sonrasından Cumhuriyet'e Osmanlı Başkentinin Beş Yüzyılı
Philip Mansel'in Konstantiniyye: Dünyanın Arzuladığı Şehir 1453-1924 adlı eseri, İstanbul'u II. Mehmed'in fethinden Osmanlı hanedanının şehirden ayrılışına kadar kozmopolit bir imparatorluk başkenti olarak ele alır. Saray ve padişahlar kadar elçilikler, Levanten aileler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Müslüman topluluklar, tüccarlar ve yabancı seyyahlar da anlatının parçalarıdır. Mansel şehrin siyasi tarihini gündelik hayat, diplomasi, eğlence, mimari ve toplumsal çeşitlilikle birleştirerek Konstantiniyye'nin hem Osmanlı yönetim merkezi hem uluslararası Akdeniz metropolü oluşunu gösterir.
Fatih'in Başkentinden Hanedanın Son Yolculuğuna
Mansel 1453 fethinin ardından II. Mehmed'in şehri yeniden nüfuslandırma ve Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti hâline getirme politikalarıyla başlar. Topkapı Sarayı'nın oluşumu, hanedan yaşamı ve imparatorluk yönetimi şehrin siyasi merkezini belirlerken limanlar ve ticaret bölgeleri Konstantiniyye'yi Akdeniz ekonomisine bağlar. Rum, Ermeni ve Yahudi toplulukların kurumları şehrin çok dinli yapısını sürdürür.
Avrupa devletlerinin elçilikleri özellikle Pera ve Galata'nın kozmopolit karakterini güçlendirir. 19. yüzyılda Tanzimat reformları, yeni saraylar, ulaşım ağları ve Batılı yaşam biçimleri kent dokusunu değiştirir. Milliyetçilik, savaşlar ve imparatorluğun çözülmesi çok kültürlü yapıyı giderek sarsar. Kitap Osmanlı hanedanının 1924'te sürgüne gönderilmesiyle tarihsel anlatısını tamamlar.
Philip Mansel'in Osmanlı ve Saray Tarihi Çalışmaları
Philip Mansel İngiliz tarihçidir. Osmanlı İstanbul'u, Levant şehirleri, Avrupa sarayları ve hanedan kültürü üzerine çalışmalarıyla tanınır.
Mansel'in Levant ve Osmanlı Dünyası Kitapları
Philip Mansel'in Levant: Akdeniz'de İhtişam ve Felaketler ve II. Abdülhamid dönemi ile Avrupa monarşileri üzerine başka tarih çalışmaları bulunmaktadır.
İstanbul'u Yalnız Osmanlı Sarayından Değil Şehrin Tamamından Görmek İçin
Konstantiniyye, İstanbul tarihini fetih ve padişah sıralamasına indirgemeden diplomatlar, azınlık toplulukları, tüccarlar ve gündelik hayat üzerinden genişletir. Osmanlı başkentinin neden Avrupa ile Asya arasında önemli bir diplomatik ve ticari merkez olduğunu anlamak isteyenler için güçlü bir genel tarih sunar. Şehrin çok kültürlü geçmişine özellikle önem vermesi kitabı klasik siyasi tarih anlatılarından ayırır. İstanbul, Osmanlı, Levant ve kent tarihiyle ilgilenen genel okur için ayrıntılı fakat anlatı merkezli bir çalışma niteliğindedir.
Bir Başkentin İmparatorluk Çeşitliliğini Nasıl Taşıdığını Görmek
Kitap Konstantiniyye'nin farklı din ve dillerden toplulukları aynı şehir ekonomisi ve siyasi düzen içinde barındırmasının Osmanlı başkentinin temel karakterlerinden biri olduğunu gösterir.
Okur yorumları
0 yorumHenüz yorum yapılmadı. Bu kitabı okuduysanız ilk değerlendirmeyi siz paylaşın.