Öldüğüne inanılan bir kız kardeş
Barbara O’Neal’ın Deniz Kızlarına İnandığımızda romanında Kit, on beş yıl önce kaybettiğini düşündüğü kız kardeşi Josie’yi bir televizyon haberinde gördüğüne inanır. Santa Cruz’da acil servis hekimi olarak çalışan Kit için geçmiş, uzun süredir yasını tuttuğu bir kayıpla tanımlanmaktadır. Yeni Zelanda’daki bir yangının görüntüleri arasında beliren kadın ise bu kesinliği sarsar.
Kit gerçeği öğrenmek için Yeni Zelanda’ya gider. Yolculuğunun ardında sevinç kadar öfke ve güvensizlik de vardır: Kardeşi hayattaysa, yaşadığı bunca yıl ne anlama gelmektedir? Onu aramak, çocukluklarını ve birbirlerinden uzaklaştıkları dönemi de yeniden düşünmek demektir.
Aile sırları ve yeniden yakınlaşmanın bedeli
Roman, kardeşlik bağını yalnızca ortak hatıraların sıcaklığıyla anlatmaz. Aynı ailede büyümüş iki insanın yaşananları farklı biçimlerde hatırlayabileceğini gösterir. Plajda geçen çocukluk günleri, aile geçmişindeki kayıplar ve söylenmemiş gerçekler, bugünkü karşılaşmanın altında varlığını sürdürür.
Hikâyede gerçeğe ulaşmakla güveni yeniden kurmak aynı şey değildir. Bir insanı bulmak mümkün olsa bile aradan geçen yılları geri almak mümkün olmayabilir. O’Neal, aile sırrı etrafında gelişen merakı, yas, bağışlama ve yeni bir hayat kurma arzusuyla birleştirir. Deniz Kızlarına İnandığımızda, kayıp bir yakının izini sürerken kişinin kendi geçmişiyle ilişkisinin de değişebileceğini anlatan bir aile romanıdır.
Okur yorumları
0 yorumHenüz yorum yapılmadı. Bu kitabı okuduysanız ilk değerlendirmeyi siz paylaşın.