Arım’ın zamana sığmayan hayatı
Kim Ae-ran’ın Benim Mükemmel Hayatım romanında Arım, bedeninin erken yaşlanmasına neden olan bir hastalıkla yaşar. Gençliğiyle bedensel durumu arasındaki fark, dış dünyayla ilişkisini sınırlar. Buna karşılık düşünceleri, mizahı ve merakı son derece canlıdır. Roman onu yalnızca bir hastalığın taşıyıcısı olarak değil, başkalarının hikâyelerini anlamaya çalışan bir anlatıcı olarak öne çıkarır.
Arım’ın anne ve babası da henüz çok gençken ebeveyn olmuştur. Oğullarının kendi geçmişlerini merak etmesi, aile bağlarını alışılmış yönünün tersinden düşünme imkânı verir. Çocuk anne babasının hayatını anlamaya çalışırken, onların seçimlerini ve korkularını da yeni bir gözle görmeye başlar.
Okumak, anlatmak ve birlikte geçirilen zaman
Kitaplar ve yazma isteği, Arım’ın fiziksel olarak erişemediği deneyimlere açılmasını sağlar. Komşusu Jang Dede ile kurduğu dostluk ise yaşın takvimdeki sayılardan ibaret olmadığını hatırlatır. İki farklı kuşağın sohbetlerinde yalnızlık, merak ve birbirine zaman ayırma ihtiyacı buluşur.
Benim Mükemmel Hayatım’ın duygusal gücü, hayatı yalnızca ne kadar sürdüğüyle ölçmemesinden gelir. Arım’ın sıradan günlere yüklediği anlam, sağlık ve zaman konusunda sorgulanmadan sürdürülen alışkanlıkları görünür kılar. Kim Ae-ran, ağır bir konuyu mizah ve şefkatle anlatırken hastalığı romantikleştirmeden aile içindeki yakınlığı, sınırlılıkları ve anlatma arzusunu işler.
Okur yorumları
0 yorumHenüz yorum yapılmadı. Bu kitabı okuduysanız ilk değerlendirmeyi siz paylaşın.